Hakkımızda
Kurumsal
Kadromuz
Bölümler
Programlar
Kütüphane
Yayınlar
 
Mülkiye Rozetleri

Aşağıda okuyacağınız öykü, o dönemdeki adıyla Mülkiyeliler Birliği Dergisi 1980, Sayı 57-58, s.28-29’ dan alınmıştır.

Mülkiye’ye özel sınavla öğrenci alındığı yıllarda, herhalde sınavların zorluğundan olacak, sınavı kazanan rozet satıcısına veya okul kooferatifine koşar, bir rozet alır, yakasına takarak göğsünü gere gere Ulus meydanında veya Cebeci’de tur atardı.

Kasım ayında okul açıldığı zaman, son sınıftaki ağabeyler, adetleri yüzü geçmeyen birinci sınıf öğrencilerini toplar, onlara Mülkiye’nin gelenekleri, Mülkiyelilik ruhu konusunda bilgiler verirler, söz rozete gelince, onun için de şöyle derlerdi:

"Bu rozet Mülkiye’nin simgesidir. Onu hiçbir zaman yere düşürmeyeceksiniz, uygunsuz yerlerde takmayacaksınız. Onun onurunu korumayı, yaşamınız boyunca görev bileceksiniz >>

Yakalarımıza taktığımız rozetler üzerinde harfler değişik olabiliyordu. Kimisinde «MM», kimisinde «S.B.O.», kimisinde de «S.B.F.» harfleri bulunuyordu. Fakat hepsinin büyüklükleri aynıydı. Hepsinin rengi LACİVERT-BEYAZ’dı. Hepsinin üzerinde yaldızlanmış TÜRKİYE haritası vardı.

Acaba binlerce Mülkiyelinin yakalarında gururla taşıdıkları bu rozeti ilk kez kim düşündü, kim taslağını çizdi, kimler onu yaygınlaştırdı?

Bu sorulara doğru yanıt verebilecek tek kişi olan sayın Bekir Sıtkı Bayraktaroğlu ile Mülkiyeliler Birliği’nin mütevazi bir odasında konuşuyoruz. Sayın Bayraktaroğlu 1929 yılında Mülkiyeyi bitirmiş. Tam elli yıllık mezun. Elli yıllık mezunlar için Mülkiyeliler Birliğinin düzenlediği törene katılmak üzere Ankara'ya gelmiş.

- Biraz özgeçmişinizden söz eder misiniz?

- Mülkiyeyi bitirdikten sonra çeşitli ilçelerde kaymakamlık yaptım. 1953 yılında kendi isteğimle emekliye ayrıldım. Bir süre tarımla uğraştım. Şimdi İstanbul’da çoluk çocuğum, torunlarım arasında emekli yaşamımı sürdürüyorum.

- Mülkiyedeki öğrencilik yaşamınız nasıldı?

-Mülkiye’ye 1926 yılında girdim. Söylemeğe gerek yoktur ki, o tarihte Mektep İstanbul’daydı ve üç yıldı. Ben ikinci sınıfta iken «Mülkiye Talebe Cemiyeti» başkanı seçildim.

- Talebe Cemiyeti kurulalı çok olmuş muydu?

- Hayır. Bir yıl önce kurulmuştu. Ben ikinci başkanıyım.

-Sayın Bayraktaroğlu, sayın A. Çankaya’nın «Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler» adlı eserinin V. cildinin 1900.üncü sayfasında sizin «Mülkiye Talebe Cemiyeti Başkanı» olarak bugün Mülkiyelilerin yakalarına taktıkları rozeti hazırlattığınız ve bastırdığınız yazılıdır. Böyle bir rozet için nereden esinlendiniz?

-Biz talebe cemiyetleri başkanları olarak, Tıbbiye Talebe Cemiyeti Başkanı İbrahim beyin başkanlığında sık sık toplanırdık. Öğrencileri ve derneklerimizi ilgilendiren çeşitli konuları aramızda görüşürdük. Bir gün İstanbul’a Uluslararası Öğrenci Dernekleri Birliğinin üç temsilcisi geldi. Bunlardan biri Fransız, biri İngiliz biri Alman’dı. Bizimle ilişki kurdular. Bize dernekçilik ve uluslararası öğrenci ilişkileri konusunda hayli yardımcı oldular. Onlardan çok şey öğrendik. Sonra onların onuruna Tokatlıyan’da (İstanbul’da Beyoğlunda) bir toplantı düzenledik. Toplantıda başkanlar dışında üyeler de vardı. Hayli kalabalıktık. Mülkiyeden de 5-6 kişi vardık. Burada da görüşmelerimiz devam etti. O arada her üçünün de göğsünde aynı rozetin bulunduğu dikkatimi çekti. Bu uluslararası yüksel tahsil öğrenci birliğinin rozeti idi. Rozetin üzerinde «E.İ.S.» harfleri, bu harflerin altında yeryüzü küresinin resmi vardı. İşte biz Mülkiye rozeti için bu rozetten etkilendik.

-Peki, bu düşüncenizi nasıl uygulama alanına koydunuz?

-Mektebe döndüğümde konuyu diğer talebe cemiyetinde çalışan arkadaşlarıma açtım. Niçin bizim de bir rozetimiz olmasın, dedim. Arkadaşlar uygun karşıladılar. Bunun üzerine elinden iyi resim yapmak gelen Tacettin’i buldum. (Sayın Tacettin ORTAÇ, Mülkiye 1930 mezunu.) Ona, «E.İ.S.» rozetini örnek alarak birkaç model hazırlamasını rica ettim. Memnuniyetle kabul etti.
«E.İ.S.» harfleri yerine «MM», yeryüzü yuvarlağı yerine Türkiye haritasını koyarak birkaç model hazırladı. Bu modelleri talebe cemiyetinde inceledik. Ben oyumu uluslararası öğrenci birliğinin modeline benzeyenden yana kullandım. Bu model çoğunluk sağladı.

-LACİVERT-BEYAZ renk de o zaman mı seçildi?

-Evet

-Biliyorsunuz, bu lacivert beyaz renkler şimdi bütün Mülkiye kuruluşları tarafından kabul edilmiş renklerdir. Flamamızda var, armamızda var, rozetimizde var. Şu anda MÜLKİYE-Spor kulübünün lisanslı sekizyüz dolayında oyuncusu da bu Lacivert-Beyaz renkli formayı taşıyor. Sizin zamanınızdan önce, yani bu Lacivert-Beyaz renk kabul edilmeden önce Mülkiye’yi simgeleyen renkler hangisiydi?

-Lacivert-Beyazdan önce Mülkiyelilerce kabul edilmiş renkler olduğunu sanmıyorum. Daha doğrusu biz mektebe girdiğimizde yoktu. Bakın size bu konuda bir anımı anlatayım. Şapka İnkılâbından sonra, doğaldır ki Mülkiye talebesi de başından fesi attı. O tarihte müdür muavini bulunan Eşref bey biz öğrenciler için kasket yaptırdı. Kasketin ortasında yeşil renkli bir kokart vardı. Bu yüzden herkes bizi ormancı sanırdı.

-İlk rozeti nerede bastırdınız. O tarihte Türkiye’de rozet yapacak firma var mıydı?
-Hayır. Onun için Almanya’ya sipariş verdik. Sipariş verme tarihimiz, sanırım, 1928 ilkbaharıydı. Almanya’dan bize üç örnek gönderildi. Biz o yaz bunlar üzerinde yeniden bir inceleme yaptık. Sonra bugün kullanılan modeli seçtik. İlk partide 400 kadar sipariş verildi.

-Bu rozetler Mülkiye topluluğu tarafından nasıl karşılandı?

-Çok iyi karşılandı. En ufak bir eleştiri bile gelmedi. Bastırdığımız 400 adet rozet kapışıldı. Ben 1929 yılında Talebe Cemiyet Başkanlığından ayrıldım. Benden sonra başkan olan Kıbrıslı Nef’i (Sayın Ali Nef’i Korürek)’de 800 tane daha bastırmak zorunda kaldı.

-Sayın Bayraktaroğlu. Bu model bir rozeti tercih etmenizin nedenleri nelerdir?

-Söyliyeyim. Bir kere rozetimiz estetik bakımından olağanüstü bir güzellik taşır. Göze hoş görünür. Ölçülüdür, biçimlidir. Sonra taklid edilmesi çok güçtür. Bu yolda çeşitli girişimler olmuşsa da başarı kazanamamıştır. O tarihe kadar İstanbul Hukuk Fakültesi’nin de rozeti yoktu. Bizden görerek, onlar da bugün kullandıkları rozeti yaptılar.

Bayraktaroğlu ağabeyimizle rozet konusundaki konuşmamız burada bitiyor. Verdiği değerli bilgiler için Dergimiz adına kendisine teşekkür eder, sağlık ve mutluluk dolu daha nice uzun yıllar dileriz.

Aşağıdaki görsel malzeme, 1908 yılında kurulan Mekteb-i Mülkiye Mezunin Cemiyeti Rozetidir.


 








 © 2017, Siyasal Bilgiler Fakültesi